İslâmiyyet, iradeyi Allah’a teslim etmek, O’nun emirlerine sarılıp sevgisinde fani olmak demektir. O’na mutlak itaat ve inkıyaddır.

Gerçi bu kâinatın hepsi, zerreden küreye kadar her şey, bilsin veya bilmesin O’na doğru yol almakta, Allah’a koşmaktadır.

Başlangıç O’ndandır, dönüş O’nadır. Ama asıl mu’teber olan, bilerek Allah’ı arzulamak, O’nun emirlerine şuurla boyun eğmektir. İslâmın teslimiyyeti suursuz, körü körüne bir sürüklenme değil, sevgiden ve her zerrede hükümran olan ilâhî azameti idrakten kaynağını alan bir aşk ve bağlılık teslimiyyetidir. Akıllara durgunluk veren şu kâinat kitabını okuyup yaratıcısının büyüklüğü karşısında huzur ve huşu ile secdeye varmak, başı yere koymak ve teslim olmak…

Bütün işlerde sadece Allah’a güvenerek, herşeyi yapan ve yürütenin O olduğunu, varlık sahasında yalnız onun hükmünün geçerli bulunduğunu düşünmek ve böylece yaratıklara değil, Yaratana kul olmak en büyük mutluluk kaynağıdır.

Allah’a bu denli bağlanış, çalışmalarımızı felce uğratan ve islámiyyetle asla kabili te’lif olmayan bir atâlet, bir tenbellik değil yapmak istediğimiz meşru’ işlerde daima Allah’ın yardımcımız olduğu düşüncesiyle bize güç veren bir enerji ve huzur menbaldır.

Zaten tevekkül, “Allah kerimdir, her şeyi yapar gibi fikirlerle pineklemek değil, sebeplerine yapıştıktan sonra asıl
yapıcının Allah olduğunu hatırlıyarak, bizi başarıya ulaştırması için Allah’a dayanmak, Ona yalvarıp manevi güç kazanmaktır. Bu anlamiyle tevekkül ve dua, bizi tenbellikten kurtardığı gibi beşer ruhunu alçaltan iltimas ve rüşvetten de alıkor. Çünkü mü min hakkı olmayan bir şeyi istemez. Hakkı olan şeylerin olması için de kimseye değil yalnız Allah’a güvenir, O’na duâ eder, O’ndan ister: işin de sebeplerine sarılır. Böyle olunca artık neden kendisi gibi fanilere eğilip küçülsün, neden dünya menfaati için dalkavukluk, yaltaklanma gibi adi şeylerle kula kul olsun?

Insan çalışacak, fakat işlerinde başarıya ulaşmak için maneviyatını da Allah’a güveniyle dolduracaktır. Biz müslümanlar, her işe besmele çekip başlarız.

Besmelede: Rahman ve Rahim olan Allah’ın yardımına güvenerek başlıyorum, deriz. İşte bu güvenle başlanan işin sonu elbette hayr ile biter. Sosyologlar, tarihte gelişen medeniyyetlerin hep imandan ve dinden çıktığını isbat etmişlerdir.

Rönesansı doğuran dindir. Süleymaniyeleri, Selimiyyeleri yaptıran, dini aşk ve vecddir. Halisane Allah’a yalvarmak, O’na güvenmek, muhakkak ki en ümitsiz anlarda bile insanı selâmete ve başarıya götürür.

Fakr-i Kâinat Efendimiz:

Allah’a can-ü gönülden duâ edenleri Allah sever” buyurmuştur. Yanık gönüllerden yükselen yakarışlar derhal Allah’a kavuşur, rahmet olarak dönüp insanı mutluluğa gark eder. Allah, bize bizden yakındır.

O, şöyle diyor: “Kullarım, sana benden sorarlarsa söyle: ben onlara yakınım. Dua edenin duasını kabul ederim. Bana duâ etsin ve bana inansinlar ki selâmete ereler.“(1) Şimdi biz duâ hususunda Peygamberimizin bazı sözlerini gözden geçirelim
(1) Bakara Suresi: 186

Bakara Suresi Kuran’ı Kerim’in en önemli ve en uzun suresi olmasıyla birlikte birçok fazileti ve faydası bulunmaktadır. Bu makalede sizlere bakara suresinin fazileti hakkında bilgiler sunacağım; Allah’ın izniyle..

Bakara Suresi’ni Tanıyalım

El – Bakara Sûresi, Yani ( İnek  )  Kur’an’ın ikinci suresidir. Kur’anın en uzun sûresi olan Bakara suresi, 286 ayetten oluşur.  Bakara suresi Türkçesini parentez içinde ifade ettim. Neden inek diye adlandırılıyor sorusuna gelecek olursak. Arapça’da bakara ” İNEK-SIĞIR” Gibi manalara gelmektedir. Konuyu dilerseniz Kuran’ı Kerim Işığında anlatayım..

Bakara suresinde sureye adını veren bir olay yaşanmaktadır. Kuran’ı Kerim’in 2. Suresi olan Bakara suresi 67. Ayetin’de konu meal’en şu şekilde:  Bir zaman Mûsâ kavmine, “Allah size bir inek kesmenizi emrediyor” demiş; onlar da “Bizimle alay mı ediyorsun!” demişlerdi. Mûsâ, “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım!” dedi

Devamında ise olaylar şu şekilde gelişiyor 68. Ayetle devam edelim : “Bizim adımıza rabbine dua et de onun ne olduğunu bize açıklasın” dediler. Mûsâ dedi ki: “Allah şöyle buyuruyor: ‘O, yaşlı da değil düve de değil; ikisinin arası bir inek olacak.’ Haydi size emredileni yapın.”

69. “Bizim için rabbine dua et de renginin nasıl olacağını bize açıklasın” dediler. Mûsâ, “O buyuruyor ki: Rengi parlak sarı, bakanların içini açan bir inek olacak” dedi.

70.Yine, “Bizim için rabbine dua et de onun nasıl bir şey olduğunu bize iyice açıklasın; çünkü bu sığır bize ayırt edilemez geldi; inşallah doğrusunu buluruz” dediler.

71.Mûsâ, “Rabbim şöyle buyuruyor, dedi: O, henüz boyunduruk altına alınıp yer sürmemiş, ekin sulamamış, serbest dolaşan ve alacası bulunmayan bir inektir.” “İşte şimdi doğrusunu anlattın” dediler ve ineği (bulup) kestiler, ama az daha (bunu) yapmayacaklardı.

72. Hani siz bir adam öldürmüştünüz de bu hususta birbirinize düşmüştünüz. Halbuki Allah sakladığınızı ortaya çıkaracaktı.

73.Sonra “(kesilen ineğin) bir parçasıyla ölüye vurun” dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve belki akıllanırsınız diye size âyetlerini gösterir. 

Sure Adını yukarda geçen ayetlerde yaşanan olay neticesinde alıyor. Ve Bakara Suresi olarak adlandırılıyor. Bakara suresi’nin tefsirini okumak isteyen kardeşlerim şuradan ulaşabilirler.

Bakara Suresi’nin Fazilet Ve Faydaları

  • 1) Bakara Suresinin okunduğu evden şeytan ve kötü cinler uzak durur.
  • 2) Bakara Suresinin okunmadığı evi şeytan ve kötü cinler mesken tutarlar.
  • 3) Bakara Suresini gece okuyan kişiyi, Allah sabaha kadar muhafaza eder; Korur.
  • 4) Bakara Suresini okuyan kişiye, Bakara suresi kıyamet gününde şefaatcı olur.
  • 5) Bakara Suresini öğrenmekte büyük bereket ve fazilet vardır.
  • 6) Bakara Suresini  okumamak  çok büyük kayıptır.
  • 7) Bakara Suresini okuyan kişiye her bir harfine karşışık, duası, dileği ve muradı kabul görür.
  • 8) Allah’ın Kitabında en büyük ayet, Bakara Suresinidedir. Bakara suresindeki en büyük hazinede ayetel kürsidir.

Benzer Yayın: Ayetel Kursi Fazilet ve Faydaları

Bakara Suresi Dinle Mahir Hoca’Dan

Bakara Suresi Dinle Ebubekir Şatıri

Yasin Suresi

Kabe İmamı Mahir Hocadan Kuran’ı Kerim Tilaveti